TEMİZLİKTE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

Bu bölümde konu ile ilgili sorunlarınızı ve tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz
Forum kuralları
Vosvosturk forumlarının amacı,
Vosvos konusunda bilgisi olanların bilgilerini paylaşması, bilmeyenlerin ise birşeyler öğrenmesidir.
Bu bağlamda, bilgi paylaşımını esas alan forumlarımızda insanların birbirine hakaret etmesi, karşılıklı birbirine söyleyemeyeceklerini klavyeyi ve vosvosturk'u araç edinerek yapmaları kabul edilemez bir durum olması sebebiyle, hakaret içeren her türlü mesaj ve konu silinecek, ilgilisine önce uyarı verilecek daha sonrasında vosvosturk'ten uzaklaştırılacaktır.
Tüm üyelerimize duyurulur.
Vosvosturk Yönetimi

Forum kuralları : duyuru/forum-kurallarini-okuyunuz-t3.html
zlothann
Vosdost
Mesajlar: 233
Kayıt: Cum Tem 21, 2006 10:56 am
Konum: Ankara

Mesaj #41 gönderen zlothann » Pzt Ağu 07, 2006 9:17 pm

abi bi sorum olucak bu polish denilen (inşallah doğru söylüyorum) psta cila karışımı maddlerden var bede krem ben onunla her hafta cila yapıyorum acaip hoşuma gidio sen demişsin boya taşınıyo cizikleri kapamak için pastada şimdi ben her hafta bu cilayı yaparsam sütlaça iilik mi ediom kötülükmü.

hele o cilayı yedirip kurumasını bekliosun ya abi. ardından bezle girişince ne yanıyo yaa bide koyu renk olsa sütlaç gözümü alıcak. ;)


trmuratakturk
Vosdost
Mesajlar: 222
Kayıt: Pzr Şub 19, 2006 5:02 pm
Kan Grubu: 0 Rh +
Vosvosumun adı: Uğur
Konum: Ankara

Mesaj #42 gönderen trmuratakturk » Pzt Ağu 07, 2006 11:37 pm

Teşekkür ederim. Bir soru yazdın yandın. Şimdi destan gibi cevabı alınca bakalım neler olucak.

Piyasada bir sürü ürün var. Ortalık üründen geçilmiyor. Başlarken şunu söylemekte fayda var pasta poliş terimi tarihe karıştı. Şimdi koruma malzemesi yada cila gibi terimler kullanılıyor.

Boyaların imalat formulleri değişimi doğrultusunda onları parlatmak içinde ürünler paralel olarak değişiyor. Sorunda bahsi geçen pasta geçmişte yayvan bir kutuda açık kahve renkli hardalı andıran cam macunu kıvamında bir mamüldü. Boyacıda aracın boya işlemi bittikten sonra üzerindeki çıkan malzemelerin montajı için kaportacıya gider. Dönüşünde arabaya pasta poliş yapılırdı. Terimleri Türkçe olarak yazıyorum. Kafanız karışmasın. Dört kişi ile bu işlem yaklaşık bir tam gün sürerdi. Çırakları da eklersek toplamda altı kişi. Üslübüleri ellerini dolduracak ve sürttükçe düz bir satıh oluşturacak şekilde ayarlarlardı. Ayrıca diğer bir üslübü ile de boyanın üzerine önce bir parça mazot sürülür, parmakla kutudan alınan pasta boyanın üzerine konur ve sürtmeye başlanırdı. Mat bir satıh oluşurdu. Sürt babam sürt taki boya pastayı emip parlamaya başlayana kadar. O arada usta gelir bir kere daha der. Baya iyi kas yapmıştık. Yeni boyanan her yer bu işleme tabi tutulurdu. Eskiler buna boyayı alıştırma derlerdi. Pasta işlemi bittikten sonra içinde karpit patlattığımız ince uzun ve mavi etiketli belco poliş temin edilirdi. Çağ boyadan(Bursa'lılar bilir)Uluyol'da. Bu madde açık mavi bir madde olmakla beraber pastaya nazaran daha yumuşak ve likit bir malzemedir. Üslübü yardımıyla bütün araca sürülüp beş on dakika beklenir. Daha sonrada pamukla silinirdi. İşte araba hazır cam gibi yanıyor. Hele kırmızı 64 chevrolet lere çok yakışıyordu. Altı ayda çıkardı araç. Pardon daldık gittik. Soruya cevap vericez derken anılara girdik.

Gelelim zamanımıza, benim fikrim pasta poliş karışımı amacından uzak bir malzeme. Eğer aracınızın boyası eski üretim formulu ile boyalıysa eski sistem pasta poliş kullanmanız gerekiyor. Oda profosyonel bir işlem sizin yapmanız ne kadar doğrudur bilemem. Normal şartlarda araç sürücüsü olarak yapabileceğimiz yalnızca poliş işlemidir. Şu anda polisaj makinalarınında bu işlemde kullanıldığını düşünürsek, bilgimizin azlığı yüzünden boyayı yakma ihtimalimiz yükseliyor. Sevgili Aydın kullandığın malzemenin tam olarak ne olduğunu bilmiyorum. Yalnızca eklemek istediğim haftada bir kez bu işlemi uygulaman sütlaca iyilik değil. Bu işlemi mevsim sonlarında yani. Kışa girerken ve kıştan çıkınca yaparsan daha faydalı olur. Ayrıntıya girmeyeceğim. Sık şekilde pasta uygularsan bir gün boyanın altından farklı bir renk çıkarsa sakın şaşırma. Genelde astarın rengi olur. :D Bu arada arabana titiz olmanda gayet güzel. Ama bilerek yaparsan aracına daha faydalı olursun kanısındayım. Voslu günler diliyorum.
[email protected]
0532 503 43 11
Resim
shadows
Vosdost
Mesajlar: 108
Kayıt: Sal May 23, 2006 2:13 pm
Konum: ANKARA

Mesaj #43 gönderen shadows » Sal Ağu 08, 2006 9:15 am

Murat Abi, süpersin abi sen yaa. Valla tecrübenle boğdun bizleri resmen... Allah senden razı olsun...
İzninle ben de birşey sormak istiyorum, -belki bahsetmiş olabilirsin, atlayıp görmediysem kusura bakma abi- bizim arabaların kronik sorunlarından birisi de göğüs üzerindeki kaplamanın güneş vb. çevresel etkilerle zaman içerisinde kuruma ve çatlaması, bunu herkes biliyor. Benim vosun göğsünün üzerine suni deriden çok güzel bir kaplama yapılmış, bunun da kurumaması ve akabinde çatlamamsı için badem yağı kullanabilir miyiz abi? Çünkü deri ayakkabılarda yumuşatıcı olarak kullanılıyor. Umarım saçma bi soru olmamıştır?
"bir dost, bir post"
trmuratakturk
Vosdost
Mesajlar: 222
Kayıt: Pzr Şub 19, 2006 5:02 pm
Kan Grubu: 0 Rh +
Vosvosumun adı: Uğur
Konum: Ankara

Mesaj #44 gönderen trmuratakturk » Sal Ağu 08, 2006 3:05 pm

Sevgili Mahmut
Hiç de saçma bir soru değil, artı kusur musur yok. Ayakkabıda kullanıyoruz fakat ayakkabıda gerçek deri kullanılıyor. Artı malzemeyi kullandıktan sonrada emiş sürecini tamamlamasını bekliyoruz. Hemen giymiyoruz.Kaplaman eğer suni deriyse tavsiye etmiyorum. Çünkü badem yağı doğal bir malzeme. Fabrikasyon mamule uygularsan yanlış sonuçlar doğurabilir. Fakat son bölümde torpido ile ilgili likit vazelin diye bir malzemeden bahsetmiştim. Eğer uzun süre kullanmayacak ve güneşle teması olmayacaksa bu mamulu rahatlıkla kullanabilirsin. Vıcık vıcık çok sürmemeni tavsiye ederim. Süre olarak da peş peşe üç gün yeterli emişi için. Badem yağı hakkında ayrıntıya girmek istemiyorum. Çünkü uzun bir konu, kısaca arabanın içinde bakteri üremesi ile ilgili....Görüşmek üzere voslu günler diliyorum.
Resim
[ WOLF ]
Administrator
Administrator
Mesajlar: 5032
Kayıt: Cmt Haz 04, 2005 10:20 pm
Kan Grubu: A Rh -
Konum: A N K A R A

Mesaj #45 gönderen [ WOLF ] » Sal Ağu 08, 2006 3:22 pm

Benimde ufak bir eklemem olacak.. Yağ vb malzemeleri tavsiye etmiyorum.. Neden derseniz.. Normal bir deri veya vinlex artık kaplamada ne kullanıldıysa kurumuş bir kaplama üzerine yağ vb malzemeler uygulanması onu yumuşatmaz tam tersine dahada kurutur çünkü artık malzeme maximum kuruluk seviyesine ulaşmıştır yağ malzemenin dahada ısınmasına ve parçalanmasına neden olacaktır.. Netice kullanılan malzemenin alt dokusu yumuşaktır gerilmelere müsaittir.. Ön cam mercek vazifesi görerek yağlı kaplamayı daha çok ısıtacaktır..

Benim tavsiyem renkli camdır.. Renkli cam olan bir vosta kesinlikle konsol çatlaması problemi olmaz.. Konsolu orjinal yani hiç çatlak olmayan arkadaşlara şiddetle tavsiye ediyorum.. Açık tonda renkli cam taktırın.. Beyaz ve mavi renklerdeki voslara yeşil cam tavsiye ediyorum. Çok şık bir görüntü oluşuyor...
shadows
Vosdost
Mesajlar: 108
Kayıt: Sal May 23, 2006 2:13 pm
Konum: ANKARA

Mesaj #46 gönderen shadows » Sal Ağu 08, 2006 3:44 pm

Murat Abi, tekrar teşekkür ediyorum aydınlatıcı bilgilerin için, Allah razı olsun senden abi...
"bir dost, bir post"
trmuratakturk
Vosdost
Mesajlar: 222
Kayıt: Pzr Şub 19, 2006 5:02 pm
Kan Grubu: 0 Rh +
Vosvosumun adı: Uğur
Konum: Ankara

Mesaj #47 gönderen trmuratakturk » Sal Ağu 08, 2006 9:01 pm

Sevgili Wolf un eklediği bilgiler gayet doğru, teşekkürler :) Herkes aynı özeni gösterirse her konuda bilgisi olan bir takım oluruz düşüncesindeyim.
Resim
trmuratakturk
Vosdost
Mesajlar: 222
Kayıt: Pzr Şub 19, 2006 5:02 pm
Kan Grubu: 0 Rh +
Vosvosumun adı: Uğur
Konum: Ankara

Mesaj #48 gönderen trmuratakturk » Prş Ağu 10, 2006 2:47 am

Neede galmışdıg diye başlayalım söze eskilerden hatıra. Jantlar, lastikler, bagaj ve motor.

Baştan beri söylemeyi unuttuğum bir şey. Eldiven konusu. Diyorum ya, kafadan yazarken unutmak mümkün. Bahsetmeden geçmeyelim. Takıntı bu ya önemli benim için. Her zaman arabada bulundurduğum malzemelerden biri eldiven. Bunlarda üç çeşit tıpkı sünger bez gibi üç çeşit eldiven. Birincisi pazarlarda bile bulabileceğiniz (10 çift 2 YTL) ameliyat eldiveni içi pudralı. İkincisi kırmızı bulaşık eldiveni. Üçüncüsü ise demircilerin kullandığı kuru kullanabileceğimiz malzemesi kalın eldiven. Mutlaka edinin. Anlatacaklarımdan sonra ihtiyaç duyduğunuzu anlayacaksınız.

Biliyorum kullanması zor gelir ama ikinci olarak yazdığım kırmızı bulaşık eldivensiz araba yıkamayın derim. Çünkü fırça kullanmıyoruz. Araba şampuanları ne kadar kaliteli olurlarsa olsunlar ellerimizde mutlaka tahriş edici özelliğe sahiptirler. Bunu engellemek ellerimizi korumak için kullanmalıyız. Diğer bir sebep, yollarda arabamızın dış yüzeyinin nelere maruz kaldığını ne tür maddelerle kirlendiğini tam ve kesin olarak bilmemize imkan yok. Başıma gelen bir olaydan bahsetmek istiyorum. Bir gün Piyade sokaktan aşağıya doğru iniyorum. Yol üzerinde boru patlamış. Arkamdaki acele ediyor önümde de bir araç var. Genelde yollarda ıslak yerlerden mümkün olduğunca kaçarım. Kuru yerini kullanmaya çalışırım yolun. Yol üzerinde araba yıkayanlara, yolları şaldır şaldır yıkayanlara sinir olurum. Temizlik yapacağız diye diğer birinin arabasını kirletmeye hakları yok. Geceleri belediye yıkıyor zaten. Kimi de halısını yıkar suyu yola akıtır. Balkonunu yıkar suyu yola akıtır. Yabancı ülkelerde buna ceza kesiyorlar ama araştırdım merak etmeyin ülkemizde de bu uygulama var. İlkinde 380 YTL, ikincisinde 750 YTL yazıyor zabıta. Aklınızda olsun şikayet ettiğiniz zaman zabıta anında görüntü geliyor ceza yazmaya. Mecburen şarıl şarıl suya daldık. Jantlar etekler battı çıktı. İçim kan ağlıyor. Siyah arabada da bir sırıtır ki sormayın. Birde öndeki arabanın lastiklerinden ön cama ve kaputa gelen su yokmu çamurun alası. Neyse elçiliğin kapalı garajına ulaştım. Evrakları yukarı çıkarttım. İşim biraz uzadı. Ama aklım arabada battı çıktı aynı akşam önemli bir yer var gidilecek. Flama takılacak. Her zaman temiz olmak zorunda araç. Yaklaşık iki saat sonra bir indim ki garaja bir koku, ama nasıl burnunuzun direği kırılır. Sanırsınız ki 50 kişi ortalık yere mıçmış. Meğer patlayan boru lağım borusuymuş. Eğer bu araç açık havada olsaydı anlayamayacaktım ne olduğunu, alacaktık elimize süngeri bir güzel temas halinde yıkayacaktık aracı. Gelsin hepatitler betalar v.s.Genelde kullanırım ama bazen de ihmal ediyordum. O günden sonra eldivensiz hiçbir şeye dokunmadım. Eldiven kullanmamız gereken üçüncü konu ise jantlarımızı temizlerken gerekli olması. Geçmiş yıllarda jantlar balata tozundan bu kadar kirlenmiyordu. Çünkü farklı bir maddeden üretiliyorlardı. O zamanda aynı sorun vardı ama çevreci balata diye bir şey yaptılar. Daha beter tozuyor ve jantlarımızı kirleterek çok kötü bir görüntü oluşturuyor. Bu kir aynı zamanda kanserojen bir madde. Kesinlikle teninize temas ettirmeyin. Bazı servislerde kampanalara hava tutarken mekanikçi arkadaşlar maske kullanıyorlar. Sırf bu yüzden. Bulaşık eldiveni hakkında söyleyeceklerim bu kadar.

İkinci yani ameliyat eldivenimizi ise yalnızca lastiklerimize sürdüğümüz malzemeyi kullanırken kullanıyoruz. Bu malzeme hakkında boya koruma ve detaylı temizlik konusunda bahsedeceğim. Bulamaç bir malzeme yıkamayla falan arınmıyor. Ellerimiz yağlı kalıyor. Kullanacağımız ikinci yer ise motorumuzla uğraşırken.

Üçüncü eldivenimiz ise genel olarak lastik değiştirirken ve yine ileride aracı uzun süre yıkamadan temiz tutma konusunda bahsedeceğim.

Aracımızı genel olarak bitirdik. Kapılarımızı son kalan nemin kurumasına yardımcı olmak için kapatmadan önce, kovamızda bez yıkamadan kalan suyla tabi ki eldivenli lastiklerimizi ve jantlarımızı bir kez daha yıkıyoruz. Şunu denedim. İkinci sefer yıkama lastiğin daha siyah ve temiz gözükmesini sağlıyor. Mutlaka deneyin. Sabunlama esnasından köpük bazen kirli yerleri görmemizi engelliyor. İkinci yıkamayı bir nevi hata giderme olarak da değerlendirebilirsiniz. Jantların özellikle yukarıda kalmış kısmını atlamayın. Çünkü aşağı doğru baktığından gözden kaçması muhtemel. Jantların çeşitlerine göre ince kenarlarını da gözünüzden kaçırmayın. Bittikten sonra suyumuzu boşaltıyoruz ve temiz suyla dolduruyoruz. Bütün çeşit bezlerimizi kullanarak aracın dış yüzeyini tekrar bir elden geçiriyoruz. Çok hafif bu ikinci işlemde boyanın daha parlak gözükmesini sağlamakla beraber, siz içini temizlerken sağından solundan akanları da silip hoş olmayan kurumuş kireç görüntüsünü de yok etmenizi sağlar. İşlem bittikten sonra bagajımıza başlıyoruz. Kenarlarını daha önce silmiştik. Arkadaşlar bagaj konusunda biraz daha titiz olmamız gerekiyor. Genelde gözlemliyorum. Araba harika tertemiz içi dışı mükemmel, bagaj kapağı bir açılıyor af edersiniz içini ......götürüyor. Her nedense sanki o bagaj arabaya ait değilmiş gibi hep ihmal edilir. Elimize geçeni atarız, içini biraz düzenli tutmaya çalışalım. Bagaj kısmı sizin görüntünüzdür. Dışı seni içi beni yakar hesabı olmasın. Sadece dış görüntüye önem vermek yanlış bence. Motor konusunda da aynı şeyler geçerlidir. Arabanın içinde yaptığımız işlemleri kısmen tekrarlıyoruz. Halısını bildiğimiz yöntemlerle temizliyoruz. El değmedik yerini bırakmıyoruz. Arabayı satmaya götürdüğümüz zaman ilk olarak bagajın içindeki halıyı kaldırıp alttaki görüntüye bakıyorlar. Ayda bir yedek lastiği de çıkarıp yıkarım kurularım yerine koyarım altını da her zaman temiz tutmaya çalışırım. Bu arada stepnenin de durumunu kontrol etmiş olursunuz. Bu temizlik her şey den önce sizin için yararlı. Yeri geliyor marketten çıkışta bütün gıda dolu poşetleri buraya koyuyorsunuz. Yeri geliyor sucuk koyuyorsunuz. Lütfen bagajı da yaşam alanı olarak kabul edin. Arada bir oraya da koku sıkın ve kenar lastiklerini uygun malzemenizle besleyin. İyi temiz bakımlı ve düzenli bir bagaj her zaman prestijli bir görüntüdür. Bagaj sona erdi.

Geldik motora. Bu konuda bir sürü yöntem var temiz tutmak için. Kısaca benim yaptıklarımdan bahsedeceğim. Arabamızın kalbi ve her nedense hep kirli. O olmadan temiz araba işimize fazla yaramaz. Motor yıkama konusunda bir sürü soru işaretleri var. Eğer konuyu iyi biliyorsak kendimizde yıkayabiliriz. Fakat bazı malzemelere ihtiyaç duyarız. Uğraşmak istemiyorsanız ustanıza söyleyin bir litre benzinle motoru tertemiz yapar. Bazıları mazot kullanır. Ama temizlik temizliktir. En güzel yıkamayı boya koruma ve detaylı temizlik atölyesinde gördüm. Bazen lüks araçlarda servisi bile yıkamaya yanaşmıyor. Çünkü beyinlerin ıslanması demek ağır maddi zarar demek. Ama bizim vos lar ter türlü avantaja sahipler. Çünkü fazla elektronik parça bulundurmuyor bünyesinde. Bu arabanında en sevdiğim yönü zor değil. Basit teknoloji her türlü işleme açık. Yeni araçlarda motor kaputunu kaldırdığınızda dokunacak yer bulamazsınız çünkü korkarsınız. Plastik aksam çoğunluktadır. Yalnızca yağ çubuğu ve şanzıman yağı çubuğu açıktadır dokunabilmek için. Ama vosun her yerine dokunabilir sevebilirsiniz. Fakat tavsiyem kendinizin yapmasından çok ustanıza yaptırın. Eğer istemeden bir sorun çıkarsa ustanız bu sorunu rahatlıkla çözer. Birkaç kere yıkarken izlerseniz rahatlıkla öğrenebilirsiniz. Çünkü çok basit bir işlemdir. Burada anlatmaya kalkarsak uzun olacak biraz ama ileride zaman bulursak onu da anlatırım. Fakat şunu unutmayın motor yıkamak için en azından bir hava kompresörüne ihtiyacınız var. Bunu da edinmek zor değil. Ama ucuz işlevsel bir mamule sahip olmak istiyorsanız. Benim gibi yapın. Evinizde mutlaka doğal gaza geçtikten sonra kullanılamayan boş tüp vardır. Depoda bir yerlerde saklıyorsunuzdur. Teknik olarak birde buz dolap tamircisinden edinebileceğiniz ikinci el veya tamir görmüş buz dolabı kompresörü, (belki hatırlarsınız spor salonlarında da bazen kullanılır top şişirmek için) edinmelisiniz. Artı olarak 10 mt lik hava hortumu, ucuna ucuz bir boya tabancası, elektrik kablosu ve fişi, anahtar, bir adet monometre(ismini yanlış yazmış olabilirim özür) ve tüpün dolmasından sonra üretimi kesecek sensör. Bu işi yapabilecek teknik konuya hakim bir sürü insan var çevrenizde. Yada buz dolabı tamircisine de rica edip yaptırabilirsiniz. Eğer daha iyisini istiyorsanız altına tekerlekli araba bile yaptırabilirsiniz. Geçen sene ben yaptırmıştım. Maliyeti 60 ytl idi. Fakat tayini çıkan bir diplomata kaptırdık 100 ytl ye bir daha yaptırmak nasip olmadı. Aynı düzeneği aracınızın sağında solunda kalmış nemi de kurutmak için kullanabilirsiniz. Baya avantajlı bir durum.
Neyse uzatmayalım. Geçmiş senelerde canım sıkıldıkça kendim yıkıyordum. Şimdi ise ustama rica ediyorum. Depodan biraz benzin çekip hallediyor. Ne zaman malzeme dükkanına gitsem ihtiyacım olsun veya olmasın mutlaka WD 40 alırım. Yalnızca üç günde bir kuru bez yardımıyla tozunu alıyorum, ve üstüne hiçbir yeri kuru kalmayacak şekilde WD 40 sıkıyorum. Bu malzeme silikon bazlı olduğundan fazla toz toplamıyor. Dolayısıyla motor her zaman temiz bir görüntüye sahip oluyor. Daha iyi bir yöntem bilen arkadaşlar paylaşırlarsa sevinirim, daha iyisi varsa biz de faydalanma imkanı buluruz. Motordan sonra kaputun kenarlarını silip lastikleriyle ilgilendikten sonra motor kaputumuzu kapatıyoruz. Bir not ekleyelim. Şunu unutmayın sakın. Çürümelerin başladığı yerler kapı altları, kaput kenarları ve el girmesi zor dar köşeler, çamurluk kenarları. İyice silerek kuruttuğunuzdan emin olun.

Geldik son işleme. Son olarak üçüncü kalite bezimizle jantlarımızı hiçbir yerini atlamamak kaydıyla siliyoruz. Yine çoğu kez izliyorum jantları kimse kurulamıyor. Nemli kalan yerlerine bütün tozlar yapışıyor. Kuru jant fazla toz toplamaz. Üzerinden kayıp gider. Su lekelerinden arındırılmış jantlarda güzel görünür. Yapmamız gereken bir şey daha temiz su ile önce bezlerimizi daha sonra süngerlerimizi yıkıyoruz sıkıyoruz, bezlerimizi katlayarak ve süngerlerimizi içindeki suyu boşaltıp dışını bezle temizlediğimiz kovanın içine koyarak bagajımıza yerleştiriyoruz.

Ekle ekle bitiremedik. Bahsetmeden geçmek olmaz. Arada bir vakit bulursanız havalı lifti olan benzinlikler Ankara'da mevcut, yılda en üç kez özellikle kıştan çıktıktan sonra altını yıkatmayı unutmayın. Ben bu işlemi ustama giderken yol üzerinde yapıyorum. Usta daha rahat çalışıyor araba üzerinde. Baktı siz titiz oda kendine göre titiz davranıyor arabanıza. Ben bunu elçilik araçlarında da yaptım ve servisteki bazı olayları gözlemledim. Sizin aracınızın yanında bir çok araç geliyor oraya. Hepsinin motor kaputu açık yada lifte kaldırılmış. Anında farkı görüyor servis elemanları, diğer müşteriler ve sorumlu müdür. Servis müdürü sizin aracınıza eleman atarken aracınızın durumu etkili oluyor. Aman diyor bununla sen ilgilen herif kıl kuyruğun teki belli deyip en iyisini sizin aracınızla ilgilenmek için atıyor. Hata istemiyorum diyor kulaklarımla duydum. O pis yağlı ellerinle boyalı yüzeye dokunmuyorlar bile. Yanlara koruma derilerini siz söylemeden koyuyorlar. Hiç bir ayrıntıyı gözden kaçırmıyorlar. Yıkarız kurtuluruz da diyemiyorlar. Çünkü onlar o temizliği yapabilecek kadar titiz değiller. Bunu çok iyi biliyorlar. Kusura bakmayın eklemeden geçemedim.

Temizliğimiz bitti ileride aklıma geldikçe ekleyeceklerimiz olur mutlaka. Şimdi sıra çıkıp tur atmakta. Biraz yorulursunuz ama içine bindiğinizde ne yorgunluğunuz kalır ne de bıkkınlığınız. Yolda giderken büyük camlı vitrinlerden aracınızı seyredersiniz pırıl pırıl zevk duyarsınız. Lambada durursunuz. Yüzde yüz yanınızdakiler kirli. Zaten vos olduğu için bakıyorlar. Temiz olduğunda da kimse gözünü alamaz. Nazar boncuksuz gezmeyin derim. Vosunuzu iyi günlerde kullanmanızı her daim temiz tutmanızı temenni ediyorum.
Resim
zlothann
Vosdost
Mesajlar: 233
Kayıt: Cum Tem 21, 2006 10:56 am
Konum: Ankara

Mesaj #49 gönderen zlothann » Prş Ağu 10, 2006 12:27 pm

Abi bu ne engin bi bilgidir. Yemin ederim bunları evdeki pc ye arşivledim. Ve bu güna kadar yaptığım araba temezilklerini lanetliyorum :)

Seni yorucam am abi senden toparlamak adına şöyle özet bişey isteye bilirmiyim. (şimdiye kadar yaptığımız yanlışları varsaymadan)

Aracın içine yapılacak periyodik temizllikler ?
Aracın dışına yapılacak periyodik temizlkler (örneğin pastacila 6 ayda bir gibi)
Aracın altına ve ya motora yapılacak periyodik temizlikler ?

Sana çok çok çok teşekkür ederiz.
trmuratakturk
Vosdost
Mesajlar: 222
Kayıt: Pzr Şub 19, 2006 5:02 pm
Kan Grubu: 0 Rh +
Vosvosumun adı: Uğur
Konum: Ankara

Mesaj #50 gönderen trmuratakturk » Prş Ağu 10, 2006 1:50 pm

Teşekkürler soru için. Siz faydalandığınız zaman ben dinleniyorum. O bana yetiyor. Her sorunuza cevap vermeye çalışırım, önemli değil.

Herhalde kaçırdın. Daha önce bu konulardan bahsettim. Tabiki imkanlar dahilinde yapılması gerekenler mutlaka var. Özetleyelim.

Motorumuzu yılda bir yada iki sefer temizletiyoruz veya temizliyoruz. Bunu ileride ayrıntılı anlatıcam. Temiz motoru uzun bir süre kirden korumak elinizde ve kolay. Sadece ufak tefek işlemlerle sık yıkamaya ihtiyaç duymazsınız. Temiz motora sahip olursanız normal olarak hataları ve aksamaları çabuk farkedersiniz. Çünkü en ufak bir sorunda motora bakınca anlarsınız. Aracı takipte tutmak adına faydalı bir işlemdir motor temizliği.

Aracın altını havalı liftlere kaldırtarak kış mevsiminden çıkışta mutlaka yıkatın. Ben bunu ustama giderken de imkanlar elverirse yapıyorum ki adam altında rahat çalışsın. Ustalar ve herkes titizliğe titizlikle cevap verir. Yukarıda ki yazımda bundan detaylı bahsettim. Örnek verdim. Sorunun geldiği iyi oldu yukarıda atladığım bir konu, bu alt yıkamanın bize sağladığı yararlardan bir taneside şudur. Bizim voslar genelde lifte kaldırılmadan tamir edilmekteler. Aracınızın altını görmenize imkan verir. Uzun yola çıkarkende yıkatırsanız, altındaki aksamaları gözünüzle tespit edip çaresine bakarsınız. Yoksa araçlar da ki es geçtiğiniz hatalar hayatlara mal olmaktadır. Bir tabla çatlağını, bir lastikte içeride oluşmuş balonu dahi fark edersiniz. Yıkanmadan önce kuru zemindeki ıslak yerler bir yerlerde kaçak (yağ) olduğuna delalettir. Arızanın size zarar vermeden önce farkına varırsınız. Yoldaki rezilliktense geç çıkmak evladır.

Aracımızı kendimizin yıkaması belki biraz yorucu kabul ediyorum. En azından aracın her yerini en ince ayrıntısına kadar kontrol etme, çiziklerini giderme, çürüme başlangıçlarının farkına varma ve lastiklerdeki aksamaları görme açısından büyük avantaj sağlamaktadır. Bir şeylerin önceden farkına varıp çaresine bakarsak, fark etmeyerek zaman geçtiğinde yapacaklarımızdan ucuz maliyetlere sorunları gideririz. Bakarsan bağ bakmazsan dağ olur sözü buna uyan sözdür. Yıkama yağlamalarda bu aksamalar onların umurunda değildir. Gelipte size lastikte balon var bile demezler. Bazı yerler diyor istisnalar mutlaka var.

Eklemek istediğim bir şey daha, bıkkınlık vermiyoruz inşallah. Aslında bunu lastik bölümünde yazmam gerekiyor ama içinde temizlik de olduğu için burada yazıyorum. Yılda en az bir kez yine kış mevsimi tamamen sona erdikten sonra, bilmiyorum kışlık yazlık lastik değişimi yapıyormusun. Bu olaydan önce rot balans ayarına gitmeden vaktiniz imkanınız olduğu çerçevede lastiklerini araçtan jant ile söküp jantların iç kısımlarını yıkayıp temizlemeniz gerekiyor. Bunun görüntüyle bir alakası yok. İç kısımın yapısı dolayısıyle içinde tortu oluşması çok kolay. Bu tortu zamanla çok kalınlaşmakta ve kasislerdeki sarsıntılarda kendiliğinden asfalt üzerine düşmektedir. Gram kullanarak balans yaptırdığımız bir lastikte bu tortu kaybı lastiğimizin balans ayarını bozmaktadır. Bu yüzden dikkat edilmesi yapılması gerekli bir konudur. (eldivensiz asla) Nasıl temizleneceği konusunda önerim, ıslatın ve sert sünger kullanın taki arınana kadar, sakın tel fırça kullanmayın, satıhı tahriş ederek kirlenme sürecini hızlandırmaya katkıda bulunmayın.

Sağlıklı, mutlu ve voslu günler diliyorum.
Resim

“Dış Aksam, Döşeme, Lastik ve Jant” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir